Sosyal medyadaki zayıflama akımları çocuklar ve gençler için risk oluşturuyor
Haber Üsküdar: Zeynep Parlak
Sosyal medyada “sağlıklı yaşam” etiketiyle yayılan zayıflama trendleri, bilimsel dayanağı olmayan içeriklerle çocukları ve gençleri hedef alıyor. Uzmanlar bu içeriklerin yeme bozukluklarından beden algısı sorunlarına kadar pek çok riski beraberinde getirdiği konusunda uyarıyor.
Algoritmalar sürekli karşımıza çıkarıyor
Sosyal medya platformları, algoritmalar aracılığıyla zayıflama ürünlerini video ve paylaşımlar şeklinde kullanıcıların karşısına çıkarıyor. İçerik üreticileri tarafından çoğu zaman “denenmiş” veya “sonuç alınmış” şeklinde sunulan diyet ve kür önerileri, herhangi bir uzman denetimi olmadan dolaşıma giriyor.
Benzer içeriklerin sürekli karşımıza çıkması ise bu uygulamaların sıradanlaşmasına ve özellikle genç kullanıcılar tarafından normal kabul edilmesine yol açıyor.
Aşırı zayıflık akımları kaygı uyandırıyor
Tiktok platformunda aşırı zayıflığı ideal bir beden olarak sunan #SkinnyTok akımı Fransa’da hükümetin harekete geçmesine yol açtı. Fransa Dijital Medya Bakanı Clara Chappaz, aşırı zayıflığı teşvik eden TikTok videolarının “iğrenç ve kabul edilemez” olduklarını söyledi ve platformu sorumlu davranmaya davet etti. Fransa’da ortaya çıkan bu akımın, gençler üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle toplum sağlığı açısından risk oluşturduğu ifade edildi.
“Ciddi sağlık riskleri oluşturuyor”
Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalışan klinik diyetisyen Melek Parlak, sosyal medyada hızla yayılan zayıflama trendleri ve diyetlerinin ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu belirtti. Parlak “Diyet planlamalarının kişinin yaşına, cinsiyetine, boyuna, kan değerlerine, kronik hastalıkları dahil pek çok etkene bakılarak yapılması gerekir. Gelişim çağında olan bireylerin bu tür ürünleri kullanımı sonucu özellikle mide, bağırsak problemlerine yol açıp, sağlıklı sisteme geri dönüşümü çok uzun ve meşakkatli olmaktadır” dedi.
Uzman denetimi olmadan yayılıyor
Melek Parlak, sosyal medyada reklamı yapılan zayıflama ürünlerinin tüketiciye ulaşımının kolay olduğuna ve denetlemelerin de yetersiz kaldığına dikkat çekti: “Sosyal medyada 3 günde 10 kilo verdiren diyet, zayıflama kahveleri, karışımlar, yağ yakan ananas ve sirke kürleri hiçbir bilimsel çalışmaya, veriye dayanmadan özellikle gençlere pazarlanmaktadır. Bir tür furya haline gelen bu ürünler sadece bedensel değil ruhsal bozukluklara da yol açmaktadır. Tek tip bir beden algısı oluşturulmaktadır. Aşırı zayıflık normalize edilmekte, özellikle çocuklar ve gençler arasında akran zorbalığına sebep verilmektedir” uyarısında bulundu.
Yeme bozukluklarına yol açıyor
Klinik diyetisyen Melek Parlak, zayflama ürünlerinin kontrolsüz kullanımının büyüme ve gelişme çağındaki bireylerde dengesiz beslenmeye yol açtığını vurguladı: “Günümüzün tehlikeli hastalıklarından biri olan anoreksiya nervoza’ya yani kilo alma korkusuyla psikolojik rahatsızlığa dönüşmektedir. Bu bireyler çok az kaloriyle günü idame ettirmeye çalışmaktadırlar. Bunun nihayetinde bu tür ürünlerin kullanımıyla beraber çoklu organ yetmezlikleri, kalp krizleri ve ölüme götüren bir sürece dönüşmektedir.” Ailelerin bu süreçte çocuklarının beslenme alışkanlıklarını yakından takip etmeleri ve şüpheli durumlarda mutlaka uzman desteğine başvurmaları gerektiğini vurguladı.

