Türkiye’de iklim ve çevre gazetecisi yok denecek kadar az
03.04.2026 11:09

Türkiye’de iklim ve çevre gazetecisi yok denecek kadar az


Haber Üsküdar

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, Türkiye’de iklim krizi ve çevre sorunlarının medyada yeterince yer bulamadığını örneklerle anlattı.

Haber Üsküdar’ın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Süleyman İrvan, konuşmasına iklim ve çevre haberciliğini tanımlayarak başladı. “İklim ve çevre haberciliğini, iklim krizi başta olmak üzere iklimle ve çevre sorunlarıyla ilişkili konularda yapılan habercilik olarak tanımlayabiliriz” diyen İrvan, Türk medyasının iklim krizi meselesine ülkemizi de ilgilendiren bir sorun olarak bakmadığını; aksine, bizi doğrudan ilgilendirmeyen, dışsal bir sorun gibi gördüğünü ifade etti. Bu nedenle, iklim gazetecisi olarak nitelendirilebilecek uzman gazeteci sayısının oldukça az olduğunu belirtti.

"Medya–sermaye ilişkisi eleştirel haberciliğin önündeki en büyük engel"

İklim ve çevre haberciliğinin önündeki en önemli yapısal sorunlardan biri medya sahipliği. Prof. Dr. Süleyman İrvan’a göre, medya patronlarının aynı zamanda farklı sektörlerde faaliyet göstermesi, çevreye zarar veren uygulamalar hakkında eleştirel haber yapılmasını zorlaştırıyor. “Bu durum gazetecilikte bağımsızlık ilkesini zedeliyor. Özellikle büyük medya kuruluşlarında çalışan gazetecilerin editoryal bağımsızlığından söz etmek pek mümkün değil” diyen İrvan, çevreye zarar veren uygulamalarla ilgili haberlerin ya hiç yapılmamasının ya da şirketlerin bakış açısına uygun şekilde sunulmasının kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasını engellediğini vurguladı.

“İklim krizi yapay bir kriz değil”

Medyada zaman zaman iklim krizinin gerçek olmadığı ya da uydurma olduğu yönünde sansasyonel haberler yayımlandığını hatırlatan Süleyman İrvan, bu tür içeriklerin toplumun iklim krizine yönelik duyarlılığını zedelediğini ve mücadele açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti. “Medya bu tür sansasyonel haberleri toplumu doğru bilgilendirmek için değil, daha fazla okunma ve tıklanma kaygısıyla yapıyor” diyen İrvan, medyanın topluma karşı sorumluluğunu unutmaması gerektiğini ifade etti.

“İklim haberlerinin çoğu çeviri haberlerden oluşuyor”

Türk medyasında yayımlanan iklim haberlerinin büyük bölümünün yabancı medyadan aktarılan çeviri haberlerden oluştuğunu söyleyen Prof. Dr. Süleyman İrvan, bu durumun iklim krizinin Türkiye’ye özgü boyutlarının yeterince görünür olmamasına yol açtığını belirtti.

“Medyanın görmezden geldiği sorunlar var”

Konuşmasında medyanın görmezden geldiği çevre sorunlarına da değinen Süleyman İrvan şunları söyledi: “Medyadan temel beklentimiz, toplumu ilgilendiren ve kamu yararı içeren çevre sorunlarını haber yapmalarıdır. Bu haberler yapılmalı ki sorunların çözümü için gerekli adımlar atılabilsin. Örneğin Türkiye’nin her yıl ithal ettiği plastik atık sorunu var. Bizim medyamızda pek yer bulmuyor; ancak The Guardian, BBC ve Mirror gibi medya kuruluşları Avrupa’nın plastik atıklarının izini sürüyor ve bu atıkların Adana’nın kırsal bölgelerine saçıldığını ortaya koyuyor. Biz kendi doğamızı koruyamazsak, bu ülkede yaşamayı hak etmiyoruz demektir. Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı için süren çevre mücadelesini de ana akım olarak tabir ettiğimiz medyada göremiyoruz. Orada köylüler ağaçlarına ve topraklarına sahip çıkmaya çalışıyor. Medyanın bu mücadeleyi haberleştirmesi ve köylülerin sesi olması gerekmez mi?”

“Etik ilkelere bağlı, çözüm odaklı gazetecilik şart”

Prof. Dr. Süleyman İrvan’a göre, iklim ve çevre sorunlarının çözümü için gazetecilerin temel etik ilkelere bağlı kalmaları gerekiyor. İrvan; doğruluk, dürüstlük, bağımsızlık, nesnellik, adalet ve hesap verebilirlik gibi ilkelerin yanı sıra “çözüm gazeteciliği” anlayışının da benimsenmesi gerektiğinin altını çiziyor. “Çözüm gazeteciliği, yalnızca sorunları aktaran değil, çözüm yollarını da görünür kılan bir habercilik anlayışıdır” diyen İrvan, bu yaklaşımın iklim ve çevre sorunlarının çözümüne olumlu katkı sağlayacağını savunuyor.